Ekrana Mahkum mu Kitaba Bağlı mı?
Özellikle son on yıllık süreçte, eğitime yatırım yapan nitelikli ve güçlü eğitim sistemlerine sahip ülkelerin eğitim teknolojilerini yaygın bir şekilde kullandığı bilinmektedir. Ancak son dönemlerde bazı Avrupa ülkelerinin üzerine titrediği mevcut politikalarını revize etme gayreti içinde olduğu medyada ön plana çıkıyor. Örneğin İsveç, adeta dijital bir detoks mottosuyla geleneksel sınıflarda yer alan materyallerle öğrencilerini daha fazla meşgul etmeyi amaçlıyor. Dokunmatik tahtalardan, yazı tahtalarına geçiş dönemini başlatıyor. Benzer şekilde eğitim teknolojilerine yaptığı yatırımlarla adından söz ettiren Danimarka da öğrencilerin sınıflarda akıllı cihazlarla geçirdiği zamanı sınırlama kararı aldı. Her iki ülkenin de geçmiş dönemlerdeki rutinleri günümüze entegre etme gayretini hibrit modeli yeni düzen eğitim anlayışı olarak benimseme olarak yorumluyorum.
Halihazırda sınıfın içindeki bir öğretmen olarak 21. yüzyıl sınıflarının teknolojiden tamamen yalıtılmış bir ortam olması akıllıca gelmiyor ancak teknolojinin de insan figürünün önüne geçmemesi adına, geleneksel sınıflardaki uygulamaların güçlü özelliklerinin sınıf içinde sürdürülmesini daha doğru buluyorum. İnsan figürünün kimliğini koruduğu ekranlara köle çocuklar değil, ekranlara efendi olan çocukların yer aldığı sınıflar hayal ediyorum.
Danimarkalı meslektaşımın röportajını dinlediğimde meslektaşım aynen şöyle diyor:
‘’Kitapları bırakıp ekrana geçtiğimizde çocukların konsantre olmakta zorlandıklarını gördük.’’
Bu duruma birçok kez tanıklık ettiğimi söyleyebilirim. Bu sebeple sınıfımdaki ekranı görsel ve işitsel uygulamaların yoğun olduğu çalışmalarda kullanmayı tercih ediyorum. Haricinde dikkatleri her daim taze ve yüksek tutmak için dersleri basılı kitaplardan işliyorum.
Hatta ilginç bir anımı da paylaşmak isterim. Bir gün sadece ekran odaklı bir ders yaptığımda öğrencilerimin beni uyardıklarına şahit oldum. Öğretmenim gözlerimiz yoruldu, uykumuz geliyor, beyaz tahtaya geçelim...
Günümüz çocuklarının dikkat sürelerinin sınırlı olduğunu ve bu durumun dersi takip etmede büyük sorun oluşturduğu bilinen bir gerçek. Öyleyse dikkat süreleri sınırlı çocukların konsantre olma becerilerini güçlendirmek gerekmez mi? Bence bunun çözümü ekran değil basılı kitap.
Bu arada yapay zeka teknolojilerinin özellikle yakın gelecekte bireysel eğitime müthiş bir ivme kazandıracağını savunuyorum.
Ancak eskiler derler ya batının iyi yönlerini almalı diye...
Geleneksel materyaller ve güçlü yöntemler ile beraber eğitim teknolojilerinin harmanlanması sonucu arzu edilenin ortaya çıkacağı kanaatindeyim.
O halde detoks zamanı...
Kaynak: https://youtube.com/shorts/Tb9hQYTv-SA?si=Oh_3ejjUe6_AWS8d