Çocuğu Merkeze Almak mı, Narsist Yetiştirmek mi?






Çocuğu Merkeze Almak mı, Narsist Yetiştirmek mi?



6-10 yaş grubu çocukların gelişimini yakından takip eden bir eğitimci olarak her geçen gün çocuk yetiştirme tarzı ve alışkanlıklarının biraz daha farklılaştığını gözlemliyorum. Biz eğitimcilerin pedagojik dilde çocuğu merkeze alma düşüncesinin ebeveynlerce doğru anlaşılmadığı kanaatindeyim. Çocuğu merkeze alma nedir? Çocuğun akademik ve sosyal gelişimi için çocuğun gelişimsel ihtiyaçları doğrultusunda çocuğun karakter ve mizacına uygun metotları keşfederek bu ihtiyaçların her çocuğa doğru ve uygun aktarılmasıdır diyebilirim. Genelleme yapmamakla birlikte yeni nesil ebeveynlerin öğrenci merkezli olma ifadesinden çocuğun istekleri ve söylemleri etrafında hareket etme, çocuğu sürekli mutlu etme gayreti içinde olma (aşırıya kaçarak), övgü ve iltifatta ölçülü ve realist olmama durumlarını anladığını düşünüyorum. Elbette bu yanlış ebeveyn tutumlarının doğurduğu bir takım sonuçlar da oluyor. Şimdi sizi 53 farklı ülkenin dahil edildiği ve 45. 800 kişinin katıldığı bir araştırma sonucuna götürmek istiyorum. 

Bakınız bizim hikayemizden parçalar size neler çağrıştıracak. Buyursunlar... 

Efendim geçtiğimiz günlerde ülkelere göre narsizm seviyesinin sıralandığı bir araştırma bulgusu ile karşılaştım. Meraklıları ve teyit etmek isteyenler için ilgili kaynağı aşağıya bıraktım. Bu listede yüksek narsizm skoruna sahip ilk 10 ülke arasında ülkemiz 6. Sırada yer alıyor. Sırasıyla ilk sırada Almanya, Irak, Çin, Nepal, Güney Kore, Türkiye, Nijerya, Bangladeş, Pakistan ve İsrail. 
Son sıralara baktığımda ise beni şaşırtmayan bir tablo ile karşılaşıyorum. En düşük narsizm seviyesine sahip ülkeler Finlandiya, İsviçre, Kanada, İsveç, Belçika, Avusturya, Rusya,Danimarka, Hollanda ve Birleşik Krallık. 

Övgü bombardımanına tutulmuş, gerçeklikten koparılan çocuklar gelecek için kazanç değil kayıptır. Bu tehlikeli durumun hem ahlaki hem de vicdani boyutuna bakılacak olursa, özgüven adı altında kural tanımayan çocuklar, vicdani açıdan bakıldığında da bu çocukların gelecekte en iyi olmadıklarını öğrendiklerinde kendilerine ve çevresine verdiği zarara ilaveten içine düşecekleri çukurun can acıtıcı olacak olması aklıma geliyor. Peki bu duruma  sebep olan kim? Yanlış yetişkin tutumları...
Listede asya ülkeleri de dikkatimi çekiyor. Oysaki çok başarılı çocuklara ve eğitim sistemlerine sahipler değil mi? Elbette, ancak bu çocuklar da başarılı oldukları için sevildiklerine inanıyor olabilirler (koşullu sevgi narsizmi besler).
Narsizm seviyesi en düşük ülkelere göz atalım. Finlandiya ve diğerleri...Çocuklarını gerçekten parmak izine kadar eksiğiyle artısıyla içine sindirerek kabul etmiş, çocuklarının kendi gelişimlerini kıyas ve rekabetten uzak takip eden ebeveynlerin çocukları bunlar. 
Malesef eğitim sistemimiz günün sonunda rekabete evrilen bir formata bürünüyor. Öyle olsa da bunu çocuklarına hissettirmeyen ebeveynler tanıyorum. İmkansız değil. Her çocuk kendi özelinde bugün düne göre değerlendirildiğinde, sadece kendi gelişimine odaklanıldığında ve ailesi tarafından tarafsız bir gözle değerlendirildiğine inandırıldığında başarı merdivenlerini tırmanması zaman almaz. Buna ilaveten amasız fakatsız sevgi ön koşulu da gerekiyor. 

Narsist bireyler hatalarını kabul etmez veya hatalı olduklarını düşünmezler. Oysaki gelişim zihniyetine sahip bireyler için yanlışlar birer öğrenme deneyimidir. Yanlışların da doğrular kadar doğal olduğu, herkesin hata yapabileceği gerçeği çocuklara aşılanmalıdır. 

Bunun için başta anne babalar olmak üzere eğitimcilere büyük iş düşüyor.

Kaynak: Miscikowski, M. M., Weidmann, R., Konrath, S. H., & Chopik, W. J. (2026). Cultural moderation of demographic differences in narcissism. Self and Identity, 25(1), 111-141.
Brummelman, E., & Sedikides, C. (2020). Raising children with high self-esteem (but not narcissism). Child development perspectives, 14(2), 83-89.

Tolga

Yazıcı