Uzaktan Sınıf Yönetimi






Uzaktan Sınıf Yönetimi



Dünyayı çepeçevre saran, insanların yaşantı ve alışkanlıklarını doğrudan etkileyen üstesinden gelinebilmek için amansız bir mücadele verilen Covid-19 virüsü her ne kadar çocukları yetişkinlere göre daha az risk altında tutsa da eğitim için aynı riski dillendirmek pek mümkün gözükmüyor. Pandemi ile birlikte öğrenciler bir yıla yakın bir süredir uzaktan eğitim ile çalışmalarını sürdürüyor.  Kimisi uzaktan eğitimi yetersiz buluyor, kimisi ise pandemiden sonra uzaktan eğitimin eğitim öğretimin bir parçası olacağını iddia ediyor. Ben ise uzaktan eğitimin sürdüğü ve gelecekte de var olacağı düşüncesiyle verimi doğrudan etkileyen bir unsurdan bahsetmek istiyorum.

Uzaktan Sınıf Yönetimi.

Sınıf yönetimi için, her öğretmenin bilgi, birikim ve tecrübelerini sahada ortaya koyarak oluşturacağı bir iskelet diyebiliriz. Bir vücut için iskelet hangi işlevleri görüyorsa, dersin tasarımı için de sınıf yönetimini aynı işlevsellikte düşünebiliriz. Peki uzaktan sınıf yönetimi nasıl olmalıdır? Dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Göz ardı edilenler neler? Bu soruların yanıtları ile devam edelim.

Öncelikle olmaması gerekenler ve yanlış uygulamalardan başlamak istiyorum. Uzaktan eğitimin zaman ve mekan kısıtlaması olmadan her öğrencinin kendi öğrenme hızında öğrenmesine olanak tanıdığını düşünürsek eğitimcilerin bu avantajları fırsata çevirmesini beklemek yerinde bir beklenti olur. Bir eğitimci ekran paylaşımı yaparak bir sunuyu aynen okuyup geçiyorsa ya da öğrencilerden istemli/istemsiz dönüt almıyor/alamıyorsa ters giden bir şeyler olduğu düşünülebilir. Okunan bir sunuyu öğrenci öğretmene ihtiyaç duymadan da okuyabilir. Bu durumda öğrencinin öğretmenle iletişim kurmasına dahi gerek kalmaz. Dakikalarca dönüt almadan dinleyen bir öğrencinin dersi ilgiyle ve merak içerisinde takip ettiğini düşünmek de hayal perestlikten ötesi olmasa gerek. Bu şekilde öğrencinin öğrenmeye olan iştahı ve motivasyonu da ciddi derecede düşecektir.

Dikkat çekmek istediğim önemli bir detayda iletişim kavramı. Öğrenci sizi neden dinlesin? Bu soruyu bir eğitimcinin öğrenciler beni dinlemiyor! sorusunu zihinden silerek kendimi nasıl dinletebilirim üzerine kafa yorarak düşünmesi gerekiyor. Siz kendinizi dinletebilmek için dinleyicilerinizle bir bağ kurabildiniz mi? Bu bağı kurduysanız kendinizi dinletmeniz (hünerlerinizi sergilemeniz) hiç de zor değil. Şüphesiz bu bağın kurulması öğrencinin menfaatleri için çalışan onları her koşulda koruyup kollayan ve onlara saygı duyan bir eğitimci olmanıza ve bunu onlara kabul ettirmenize bağlıdır. Bu noktada iletişim ile birlikte pedagojik yeterliliğiniz devreye giriyor.

Bir konuyu anlatırken konu ile ilgili öğrencilerinizi düşünmeye sevk ediyor, onları konuyla ilgili konuşturuyor öğrenmelerini sağlayacak fırsatlar oluşturuyor musunuz? Yoksa sadece anlatıp geçip yazdırıyor musunuz? Eğer birincisini yapan bir öğretmenseniz öğrencileriniz zamanın nasıl geçtiğini fark etmeyecektir. İkincisini yapıyorsanız ekran karşısında oldukça sıkılacak bir süre sonra da sizi dinlemeyecektir.

Sınıf yönetimi olgusuna bir puzzle mantığı ile yaklaşmak gerekir. Eğer her bir parçayı önemser ve doğru şekilde kullanırsanız büyük resmi tamamlamanız oldukça kolay ve problemsiz olur. Öğrencilerin ihtiyaçlarına, soru ve sorunlarına kulak tıkamak ve onlara tepeden bakmak sizi sınıf yönetiminde etkisiz bir eğitmen kılabilir.

Gelelim uzaktan eğitimi yetersiz faydasız olarak değerlendiren düşünürlerin fikirleri altında yatan nedenlere… Yukarıda modellenen ideal öğretmene sahipseniz düşüncelerinizi yeniden gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

Eğer böyle bir ders tasarımcısına sahip değilseniz kaygılarınız ve düşünceleriniz de haklı olma ihtimaliniz var.

Uzaktan eğitim yüz yüze eğitimin kazanımlarına yüzde yüz erişemese de tamamen faydasız değildir; onu faydalı veya faydasız kılan sistem ve sistemin yapı taşı olan öğretmendir.

Tolga

Yazıcı